Daha "anne" deneyi beceremeden terkedip giden o güzel kadını sevdim ilk....
Sonra gelişini beklemeyi sevdiğim ama uçaklarla selam gönderdiğim o güzel adamı..babamı....
Dünyamı üzerine kurduğum babaannemi sevdim.....
Bayramlarda beni alnımdan öpen "baba" kokulu sevgili dedemi sevdim.....
Güneşin doğuşunu,günün batışını sevdim...
Hayatıma hasbelkader girmiş,ve orada kalan ya da kalamayan herkesi sevdim...
Kışın yağan ilk karı,
Baharda açan ilk çiçeği sevdim....
Soğuk kış gününde yavrusunu sarıp koklayan kediyi sevdim...
Saçlarıma düşen ilk akı sevdim yaşanmışlığın kanıtı olması hasebiyle...
Dizimdeki ağrıyı sevdim hissedebilme duyumu yitirmedim diye..
Çocuklarımı sevdim,varlığımın sebebi diye...
Bir de seni sevdim....
Öyle ki...
Kendime çok kızdım "keşke sevmeseydim" diye...
13 Kasım 2011 Pazar
1 Kasım 2011 Salı
tefe koydular beni...
Kimse beni kınamasın.Vana yardım etmek hiç içimden gelmiyor.Üstelik 99 depremini yaşamış birisi olarak. Üzüldüğüm vazifeleri uğruna şehit olan kardeşlerim.tereddütümse şu:bugün orada yardım amaçlı tuttuğum el yarın benim oğluma kurşun sıkar mı?
Yukarıdaki yazıyı facebook hesabımda yayınlamıştım.
Beni eleştirenler az değildi...
Ama ben hala aynı fikirdeyim.
Üzüldüğüm yazının özünü anlamadan beni yargılamaları idi.
Tabii ki öğretmenlerimiz,subaylarımız ,doktorlarımız ve bu milletin memurları olan orada görev yapan canlarımız gitti.Az üzüldüğümü kimse söyleyemez.Üzülmek başka şey..
Kimse böyle ölümü hak etmiyor....
Ben yalnızca yardım etmemekten söz etmiştim.
Hala aynı fikirdeyim.
Sağolsun devletimiz ,kızılayımız,sivil toplum örgütleri üzerine düşeni eksiksiz yaptılar,hala da yapmaktalar.
Yeni doğmuş bebelerin hiçç suçları yok..
Ama ben hala şunu düşünüyorum ki,o bölge halkı taviz vermeseydi bunca pkk böylesine cüretkar davranır mıydı?
Bence kürt halkı safını belirlemeli.Biz pkk ya karşıyız diyenler de kendi içindeki çürükleri ayıklamalı....
Ondan sonra o bölge halkı ile kardeşim derim ben....
İkili oynamak insan olana yakışmaz....
Yukarıdaki yazıyı facebook hesabımda yayınlamıştım.
Beni eleştirenler az değildi...
Ama ben hala aynı fikirdeyim.
Üzüldüğüm yazının özünü anlamadan beni yargılamaları idi.
Tabii ki öğretmenlerimiz,subaylarımız ,doktorlarımız ve bu milletin memurları olan orada görev yapan canlarımız gitti.Az üzüldüğümü kimse söyleyemez.Üzülmek başka şey..
Kimse böyle ölümü hak etmiyor....
Ben yalnızca yardım etmemekten söz etmiştim.
Hala aynı fikirdeyim.
Sağolsun devletimiz ,kızılayımız,sivil toplum örgütleri üzerine düşeni eksiksiz yaptılar,hala da yapmaktalar.
Yeni doğmuş bebelerin hiçç suçları yok..
Ama ben hala şunu düşünüyorum ki,o bölge halkı taviz vermeseydi bunca pkk böylesine cüretkar davranır mıydı?
Bence kürt halkı safını belirlemeli.Biz pkk ya karşıyız diyenler de kendi içindeki çürükleri ayıklamalı....
Ondan sonra o bölge halkı ile kardeşim derim ben....
İkili oynamak insan olana yakışmaz....
20 Ekim 2011 Perşembe
iş,güç..
Ben de dünkü şehitlerimiz için yazı yazmak istemiyorum.Herkes öyle güzel tercüman olmuş ki öfkemize,aynı yazıları benden okumayacağınızı biliyorum.Ama demeden geçemeyeceğim.Milletimizin başı sağolsun.Vatan sağolsun.Allah yüreği dağlanan anaların yardımcısı olsun.
Onlar en güzel yerdeler yüreğimizdeler.
Allah onlardan razı olsun.Hem biliyor musunuz?Şehitin canı yanmazmış son nefesini verirken.....Makamları cennet olsun...
Beni merak etmeyin arkadaşlarım yine arasıra bloğuma girebileceğim.Evimin tadilatı bitmedi.Ramazandan bu yana tadilat var evde.Banyo ve mutfak sıfırlandı.
Kapılar değiştirildi.Sıra evin boyanmasında.
Bu kez bütün odaları aynı renk istedim.
Renk mum beyazı.....
İçim aydınlansın azıcık..
Sonrasında da halıları yıkamacıya vereceğim.
Kurslar açıldı.Bu yıl hat yok....
Ben de resim kursuna kaydım.
Dün ilk günümdü.
Ölçü almayı öğrendik.
Yarın da giyim başlayacak..
Oğlumun dersleri ......
Kitap okuyamıyorum bu ara..
Kitaplar da çok pahalı.
Milleti zorla korsan almaya teşvik ediyorlar.
Hani emektir,Allahtan korkum olmasa yeminle alırdım korsanı.
Biraz ucuza satalım diyen yok.Adam ne yapsın gidip korsanı alıveriyor.
Neyse bugün evde yalnız olmanın tadını çıkarıyorum.
Ama vakti de iyi değerlendirmeliyim.Hala yapacak çok iş var.......
Onlar en güzel yerdeler yüreğimizdeler.
Allah onlardan razı olsun.Hem biliyor musunuz?Şehitin canı yanmazmış son nefesini verirken.....Makamları cennet olsun...
Beni merak etmeyin arkadaşlarım yine arasıra bloğuma girebileceğim.Evimin tadilatı bitmedi.Ramazandan bu yana tadilat var evde.Banyo ve mutfak sıfırlandı.
Kapılar değiştirildi.Sıra evin boyanmasında.
Bu kez bütün odaları aynı renk istedim.
Renk mum beyazı.....
İçim aydınlansın azıcık..
Sonrasında da halıları yıkamacıya vereceğim.
Kurslar açıldı.Bu yıl hat yok....
Ben de resim kursuna kaydım.
Dün ilk günümdü.
Ölçü almayı öğrendik.
Yarın da giyim başlayacak..
Oğlumun dersleri ......
Kitap okuyamıyorum bu ara..
Kitaplar da çok pahalı.
Milleti zorla korsan almaya teşvik ediyorlar.
Hani emektir,Allahtan korkum olmasa yeminle alırdım korsanı.
Biraz ucuza satalım diyen yok.Adam ne yapsın gidip korsanı alıveriyor.
Neyse bugün evde yalnız olmanın tadını çıkarıyorum.
Ama vakti de iyi değerlendirmeliyim.Hala yapacak çok iş var.......
13 Ekim 2011 Perşembe
Dünyanın en güzel çocuğu
Dünyanın en güzel çocuğu bir tanedir ve bütün anneler de o çocuğa sahiptir....
Gerçekten de öyle değil mi,hepimiz çocuklarımızın eşsiz birer varlık olduğunu düşünmez miyiz?
Onlar için nelerden vazgeçeriz,ne fedakarlıklar yaparız..
Karşılığında hiçbir beklentimiz olmadan.
Anneler gününde yanağımıza kondurulan bir öpücük, eşimizden evlenme yıldönümlerinde beklediğimiz hediyeden daha fazla mutlu etmez mi bizi,hatta ağlatmaz mı?
Ya da onlar ağladığı , üzüldüğü zaman içimizde biryerler sızlamaz mı?
Canları yandığında aynı acıyı hissetmez miyiz yüreğimizde?
Onları gelecekte iyi yerlerde görmek değil midir hedefimiz?
Çocuk dünyanın en güzel varlığı...
Benim çocuklarımsa hayatımın tek anlamı....
Sizleri çok seviyorum yavrularım ....
Bilmediğinizden değil,yazmak istediğimden......
8 Ekim 2011 Cumartesi
ben geldim
ben geldim.Yenilendim de geldim.Denizin kenarına gidip de ayağımı bile suya değdiremeden geldim.Rüzgar sersemlettiği için kimse giremiyordu denize ama olsun havasını soludum da geldim.Benden sonra artalık süt liman olmuş herkes giriyormuş denize varsın olsun bunda da bir hayır varmış demek ki!..Ayrıca Mudanyayı gezme fırsatım da oldu.Yollar müthiş güzeldi.Rahat bir yolculuk yaptık..Ama kısa kesmek zorundayım malum vaktim az...Şunu söylemeliyim ki dünyanın en güzel yeri insanın kendi evi...(Fotoğraftaki ev MUDANYA MÜTAREKE EVİ MÜZESİ...)
7 Eylül 2011 Çarşamba
uçak babama........
Ne zaman "uçak babama selam söyle" diye başlasa şiir,hep düşünürüm.....Acaba her küçük kız uçağa el sallar mı diye..
Ben sallardım.Küçüktüm..Babam uzaktaydı çok uzaklarda.Her giden uçakla selam yollardım gerçekten de..
Bahçenin kenarına oturmuş elimde çubukla yeri eşelerken yukarıdan geçen uçağın gürültüsünü duyup da hayallere dalan bir kız çocuğunu anımsıyorum şimdi....
Babam beni sever miydi bilemem ama ben onu gizliden gizliye severdim.
Belki açık edemezdim sevgimi.
Sanki başkalarının babasıymış gibi..
İçimde yaşardım herşeyi,her zaman olduğu gibi...
Her uçağın geçişinde ona mesajlarımı yüklerdim.Gider miydi bilemem.....Belki hissederdi olamaz mı yani?
Benim en güzel oyunumdu..Hatta gerçeğim...Gerçekleşmesini dilediğim umudum..
Ve şimdi yıllar sonra bile gözlerim hala dolar dinleyince.......
Uçak babama selam söyle!.....
30 Ağustos 2011 Salı
Arefe macerası
Dün.....
Dün benim için büyük gündü.Tamı tamına 27 yıldır gidemediğim bir mezarı ziyatet için yola çıktım dün...
O mezar annemin mezarı idi.
Yıllardır neden gidemediğime gelince,o kısmı benim için daha da acı.Tek suçlu trafikti..
Eşim yıllarca orada arabayı koyacak yer bulamayız.Kalabalıktır şimdi.Sen nasılsa okuyorsun onun için deyip üsteleyince de kızıyordu.
Ben yıllarca onun annesinin mezarına gittim.O annesinin mezar taşını temizlerken ben hep kendi annemin mezarını düşündüm...Zaten iki kardeştik.Ben buradaydım ama uzaktım.Kardeşim ise zaten Türkiye'ye gelmeyeli o kadar uzun zaman oldu ki...
Birkaç gün öncesinden oğluma beni götürmesini söyledim.Doğma büyüme İstanbul'luydum ama İstanbul'dan çıkalı da 24 yıl oldu.Herşey öylesine değişti ki.
Bir de yakınlarımız her ne kadar İstanbul'da olsalarda hep kendi arabamızla gittik.
Neyse sağolsun oğlum tamam dedi.Karar verdik arefe günü gitmeye.
Arefe günü eşim hadi kalkın mezarlıkları ziyaret edelim deyince....
Dur orada dedim.Sen git annenin ziyaretine ben kendi anneme gideceğim.Neye mal olursa olsun...
Tamam dedi beraber gidelim.
Bak dedim eğer kızıp söyleneceksen eğer bana günü zehir edeceksen gelme dedim.Tamam dedi hiçbir şey demeyeceğim.
Aslında kötü insan değildir ama tahammülsüzdür.
Bir de benim içimde bu konunun ne büyük yara olduğunun farkında değildir.
Gittik saatlerce mezar aradık.
İşin ilginç kısmı hala bilgisayar sistemine geçmemiş olmaları.bir sürü defterlerde kayıt arandı bulunamadı.Başka mezarlara gittik taşları tek tek okuduk.Ama yok yok yok.Tam beş saat mezar aradık.
Sonra bir yakınımı arayıp sordum.Onun tarifine göre gittik.Meğer yanlış mezarlıkta aramışız.
Doğru mezarlığı bulduk kayıtlarda mezarın ada numarasını öğrendik.yine de bulamıyoruz.Bir adam denk geldi o kalabalıkta birini mi arıyorsunuz diye sordu.
Anlattık derdimizi.Ben biliyorum dedi ve bizi götürdü.
Bulduk.
27 yıl sonra anneme kavuştum.Ayıp çok ayıp.Yuh olsun bana dedim.Kendimden utandım.Mezar terk edilmiş gibiydi.Her ne kadar aile kabristanı da olsa bakımsızdı.
Üzüldüm çok.En çok da adamın 5-6 yıldır kimse gelmiyor demesi koydu içime.
Bulmuştum.Uzaktan ruhu için okumak farklıydı.Oturdum allah kabul etsin bırakmak istemedim.Sonra da eşime dönüp.
Sen ne yaparsan yap... Ben her bayram buradayıım dedim..
İnşallah ömrüm oldukça gideceğim.Sağolsun eşim de tamam dedi.
Zorlukla ayrıldık oradan.
Hadi dedik bu taraflara gelmişken Yu'Şa hazretlerini de ziyaret edelim.
Allah kabul etsin gittik.
Dönüşte de iftara 10 dak. kala Beykoz'da meydanda iftar yemeği vardı.
Aslında daha önceleri hiç tasvip etmediğim bir durumu yaşamak istedim.Artık herkes toplu iftarın keyfini anlatıyordu.
Çocuklarımın tüm karşı çıkmalarına ve kameralardan utanacak kadar yüzlerini saklamalarına rağmen bu deneyimi yaşamak istedim.
Onlar sürekli mızmızlanıp durdularsa da beni kıramadılar.Zar zor yer bulup oturduk.Ezan başladığında masamızda su bile yoktu.Bekle bekle ne su var masada ne yemek...
Biraz daha bekledik ve bazı masalara sürekli servis verip durdular.Günahı boyunlarına görmedim ama ikinci servisi de mi aldılar diye düşünmeden edemedim.Bizim sıradaki masalara dönüp bakan bile olmadı.Sonra potokol hiçbir şeyden habersiz yerken.
Benim çocuklarım ve ben bir damla su bile bulup orucumuzu açamadık.
Eşim tutmasaydı gidip protokol masasından bir bardak su isteyecektim.
Yürü dedi boşver.
Orucumuzu açamadan su bile içemeden arabamıza bindik.Hepsi birden üzerime geldi haklı olarak gördün mü dediler al sana toplu iftar umarız artık merak etmezsin..
Yola koyulduk.
Sonra güzel bir yerden yiyecek paketi yaptırıp kartal sahilinde sessiz sedasız oturup yedik.Eve geldiğimizde de ayaklarım tutmuyordu artık..
Ama gerçekten de çok sinirlendim.
Beykoz belediyesi organizasyonda sınıfta kaldı.
Ben ya ihtiyaç sahibi bir insan olsaydım.Çocuklarımla oraya gelmiş olsaydım.İzleyip de yiyemeselerdi bunun vebalini nasıl taşıyacaklardı.
Bir bardak su bile bulup orucumu bozamamışken arabalardan Allah kabul etsin anonsları yapılıyordu.
Ha bir de kameralar var.bizim masa boydan boya boş kaldığı için dolu masaları çekmeye giden şak şakçı kameramanlar...
Eğer orada sevap varsa Allah kabul etsin.Eğer vebal varsa ki var .Ben de benim ve çoocuklarımın aç kalmasının vebalini Allaha havale ediyorum.O kadar da kızgınım...
Herkese iyi bayramlar diliyorum...
Dün benim için büyük gündü.Tamı tamına 27 yıldır gidemediğim bir mezarı ziyatet için yola çıktım dün...
O mezar annemin mezarı idi.
Yıllardır neden gidemediğime gelince,o kısmı benim için daha da acı.Tek suçlu trafikti..
Eşim yıllarca orada arabayı koyacak yer bulamayız.Kalabalıktır şimdi.Sen nasılsa okuyorsun onun için deyip üsteleyince de kızıyordu.
Ben yıllarca onun annesinin mezarına gittim.O annesinin mezar taşını temizlerken ben hep kendi annemin mezarını düşündüm...Zaten iki kardeştik.Ben buradaydım ama uzaktım.Kardeşim ise zaten Türkiye'ye gelmeyeli o kadar uzun zaman oldu ki...
Birkaç gün öncesinden oğluma beni götürmesini söyledim.Doğma büyüme İstanbul'luydum ama İstanbul'dan çıkalı da 24 yıl oldu.Herşey öylesine değişti ki.
Bir de yakınlarımız her ne kadar İstanbul'da olsalarda hep kendi arabamızla gittik.
Neyse sağolsun oğlum tamam dedi.Karar verdik arefe günü gitmeye.
Arefe günü eşim hadi kalkın mezarlıkları ziyaret edelim deyince....
Dur orada dedim.Sen git annenin ziyaretine ben kendi anneme gideceğim.Neye mal olursa olsun...
Tamam dedi beraber gidelim.
Bak dedim eğer kızıp söyleneceksen eğer bana günü zehir edeceksen gelme dedim.Tamam dedi hiçbir şey demeyeceğim.
Aslında kötü insan değildir ama tahammülsüzdür.
Bir de benim içimde bu konunun ne büyük yara olduğunun farkında değildir.
Gittik saatlerce mezar aradık.
İşin ilginç kısmı hala bilgisayar sistemine geçmemiş olmaları.bir sürü defterlerde kayıt arandı bulunamadı.Başka mezarlara gittik taşları tek tek okuduk.Ama yok yok yok.Tam beş saat mezar aradık.
Sonra bir yakınımı arayıp sordum.Onun tarifine göre gittik.Meğer yanlış mezarlıkta aramışız.
Doğru mezarlığı bulduk kayıtlarda mezarın ada numarasını öğrendik.yine de bulamıyoruz.Bir adam denk geldi o kalabalıkta birini mi arıyorsunuz diye sordu.
Anlattık derdimizi.Ben biliyorum dedi ve bizi götürdü.
Bulduk.
27 yıl sonra anneme kavuştum.Ayıp çok ayıp.Yuh olsun bana dedim.Kendimden utandım.Mezar terk edilmiş gibiydi.Her ne kadar aile kabristanı da olsa bakımsızdı.
Üzüldüm çok.En çok da adamın 5-6 yıldır kimse gelmiyor demesi koydu içime.
Bulmuştum.Uzaktan ruhu için okumak farklıydı.Oturdum allah kabul etsin bırakmak istemedim.Sonra da eşime dönüp.
Sen ne yaparsan yap... Ben her bayram buradayıım dedim..
İnşallah ömrüm oldukça gideceğim.Sağolsun eşim de tamam dedi.
Zorlukla ayrıldık oradan.
Hadi dedik bu taraflara gelmişken Yu'Şa hazretlerini de ziyaret edelim.
Allah kabul etsin gittik.
Dönüşte de iftara 10 dak. kala Beykoz'da meydanda iftar yemeği vardı.
Aslında daha önceleri hiç tasvip etmediğim bir durumu yaşamak istedim.Artık herkes toplu iftarın keyfini anlatıyordu.
Çocuklarımın tüm karşı çıkmalarına ve kameralardan utanacak kadar yüzlerini saklamalarına rağmen bu deneyimi yaşamak istedim.
Onlar sürekli mızmızlanıp durdularsa da beni kıramadılar.Zar zor yer bulup oturduk.Ezan başladığında masamızda su bile yoktu.Bekle bekle ne su var masada ne yemek...
Biraz daha bekledik ve bazı masalara sürekli servis verip durdular.Günahı boyunlarına görmedim ama ikinci servisi de mi aldılar diye düşünmeden edemedim.Bizim sıradaki masalara dönüp bakan bile olmadı.Sonra potokol hiçbir şeyden habersiz yerken.
Benim çocuklarım ve ben bir damla su bile bulup orucumuzu açamadık.
Eşim tutmasaydı gidip protokol masasından bir bardak su isteyecektim.
Yürü dedi boşver.
Orucumuzu açamadan su bile içemeden arabamıza bindik.Hepsi birden üzerime geldi haklı olarak gördün mü dediler al sana toplu iftar umarız artık merak etmezsin..
Yola koyulduk.
Sonra güzel bir yerden yiyecek paketi yaptırıp kartal sahilinde sessiz sedasız oturup yedik.Eve geldiğimizde de ayaklarım tutmuyordu artık..
Ama gerçekten de çok sinirlendim.
Beykoz belediyesi organizasyonda sınıfta kaldı.
Ben ya ihtiyaç sahibi bir insan olsaydım.Çocuklarımla oraya gelmiş olsaydım.İzleyip de yiyemeselerdi bunun vebalini nasıl taşıyacaklardı.
Bir bardak su bile bulup orucumu bozamamışken arabalardan Allah kabul etsin anonsları yapılıyordu.
Ha bir de kameralar var.bizim masa boydan boya boş kaldığı için dolu masaları çekmeye giden şak şakçı kameramanlar...
Eğer orada sevap varsa Allah kabul etsin.Eğer vebal varsa ki var .Ben de benim ve çoocuklarımın aç kalmasının vebalini Allaha havale ediyorum.O kadar da kızgınım...
Herkese iyi bayramlar diliyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

